Özel hayat, iş hayatı ve sosyal hayat üçgeninde insan ilişkileri kaynaklı sorun yaşayamayan ve üzülmeyen yoktur. Sorunların pek çoğu ilişki yönetimi ile alakalı. Anlamamak ve anlaşılmamakla ilgili. Ben her insanın bir kullanma klavuzu olduğuna inanıyorum. Bu klavuzları okuma ve anlama becerisi gösteren insanın hayatı kolaylaşmaya başlar. Kötü ve doğru yönetilemeyen ilişkiler insanın hem bedenini hem ruhunu hasta ediyor.
Tecrübeli olmak, başından neler geçtiğinden ziyade başından geçenlerden ne kadar istifade ettiğinle alakalıdır. İlişkilerini doğru yönetmek isteyen insan evvela geçmişten bugüne kadar bir yolculuk yapıp kiminle ne tarz problemler yaşadığına bakmalı. Yanlış anahtarla doğru kapı açılmaz. Acaba elimizde yanlış anahtar ile kapıları zorlamış olabilir miyiz? Kendisini objektif değerlendiren insanlara çok büyük hayranlık duyarım. Tamam, başkalarını doğru değerlendirmek büyük meziyet ama ondan daha kıymetlisi insanın kendini bilmesi ve doğru değerlendirmesi. Bence insan ilişkilerindeki sorunların temelindeki sebep bu; hep dışarıya bakıyoruz, neden arıyoruz, suçlu arıyoruz. Evet, sorun bizde olmayabilir hatta çoğunlukla bizde olmayabilir ama mühim olan o sorunları nasıl yönettiğimiz ve nasıl baktığımız. İki konuda kendinizi değerlendirir misiniz? Konuşabiliyor musunuz? Dinleyebiliyor musunuz?
İletişimle ilgili toplum olarak en temel sorunumuzun konuşamamak olduğunu düşünüyorum. Aklımızdan geçiriyoruz, anlam yüklüyoruz, kuruyoruz, karnımızdan konuşuyoruz, başkasına anlatıyoruz ama sorun yaşadığımız insanla her nedense konuşamıyoruz. Sanki şöyle bir öğreti var; aman fazla kurcalama, iyice kötü olur. Halley Read in yaklaşımı toplum olarak bize çok uygun; ‘’Aya çıkan insanlarla iletişim kurabilecek sistemler geliştirilmiş. Buna karşın, çoğu kez öğretmen öğrencisiyle, yönetici çalışanıyla,  eşler birbirleriyle, zenci beyazla, doktor hastayla, anne kızıyla, baba oğluyla konuşamıyor. Konuşmak için zamanlama çok önemlidir. İş işten geçtikten sonra konuşmak suya yazı yazmaktan öteye geçmez.
İkinci önemli sorunumuz ise dinlememek. Samimiyetle dinleyebilen insanlar herkese iyi gelir. Hiç kolay değildir iyi dinlemek, bırakın gerçekten dinlemeyi, dinliyormuş taklidi yapmak bile yorar insanı. Emek ve özen ister gerçekten dinlemek. O yüzden çok kıymetlidir. Kumandayı bırakacaksın, bilgisayarı kenara koyacaksın, telefondan kopacaksın, ‘’ sen anlat, bir yandan kulağım sende’’ demeyeceksin. Hakikaten dinleyeceksin. Mış gibi yapmayacaksın, o konuşurken sen birazdan ben de bunları söyleyeyim diye içerik tasarlamayacaksın. Bazısı ne kadar çok anlatır bilgisini göstermek için. Bilgi değil, bilgeliktir esasen kıymetli olan. Dinle görelim bilgeliğini. Göz kontağı kurun, bedeninizi şöyle tutun, kafanızı sallayın gibi klişe kurallar yerine tek şey söylüyorum; canı gönülden dinleyin anlayan anlar.
Doğan Cüceloğlu hep şunu der ”aslında hepimizin istediği aynı şey; adam yerine konmak”  Konuşun ve dinleyin.
 

Yazar

Hacettepe Üniversitesi İİBF den başlayan gelişim yolculuğum yurt dışında aldığım uzmanlık eğitimleri ile devam etti. İngiltere South Essex Collage (işletme ve yönetim kursları) ve The Coaching Academy (kurumsal koçluk) ve Oxford Üniversitesi (Liderlik gelişimi ve yönetimi) programlarını tamamladım.

Yorum Yap

Son Yazılarım

İş hayatında yeni nesil
24 Mart 2019
Aday deneyim tasarımı
3 Mart 2019
Değerler ile kurum kültürü yaratmak
10 Şubat 2019

Son Yorumlar

Dinar Mam.

Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye'de uygulanan...

Hülya Mutlu

Bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyorum Hamit Bey

Hamit Kaşıkçı

Hülya Hanım merhaba, Gerçekten bu konuda yazılmış en sade ve derli toplu yazıyı hazırlamışsınız sizi...