İnsanlarda türlü türlü kötü özellikler var. Bunlar içinde en az tahammül gösterebildiğim özellik kibir. Yıllar evvel bir yerde kibir bir gözlük gibidir, gözlüğü takana herşeyi şahane gösterir amma ve lakin takan kişiyi aslında o kadar basit gösterirki bu gözlük onları alay konusu eder şeklinde bir benzetme okumuş ve çok beğenmiştim. Kibir bir girdimi kalbe köle eder insanı kendine, öylesine doğugandırki sürekli artar, acımasız, habistir. Bildiğin katildir. Hoşgörüyü, tevazuyu, iyiliği ve sevgiyi öldürür. Kime musallat olacağını kestirmek mümkün değil bir gün bakarsın ahmak denecek birini pençesine düşürmüş bir başka gün akıllı birini seçmiş.  Paul Vallery, yeterince acı çeken bir insanın kibirli olamayacağını söyler.
 
Kibirli insanların en belirgin özellikleri dogmatik olmalarıdır. Yani, iddia ettikleri şeylerin mutlak doğru olduğunu düşünme hali içindelerdir ve değişmeye yatkınlıkları yoktur. Böbürlenmeyi, kendilerinden bahsetmeyi pek ziyadesiyle severler. Evler, arabalar, pırlanta gibi zeki evlatlar her ne varsa onlara ait övülmeye layıktır. Sahip olduklarıyla övünürler. Ve ben bu hallerini görünce onlara gezgin ve bilgenin hikayesini birde Hoca Nasrettin den bir kıssadan hisse anlatmayı aslında çok isterim.
 
Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmiş. Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu görmüş.  Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra, yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını görüp ve merakla sormuş; “Neden hiç eşyanız yok?” Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz, Neden hiçbiri yok? “Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence; “Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum” demiş. “Peki,senin eşyaların nerede?”Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtlamış bu soruyu: “Ama görüyorsunuz, Ben yolcuyum.”Bilge gülümseyerek gence.,”Ben de öyle, yavrum” dedi. “Ben de öyle.”
Ve diğer hikaye,
Akşehir”liler bir gün Hoca”ya takılır ve sorarlar. 
-Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir asli var mıdır?
Hoca”nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde öyle olmalı.
-Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize görelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalım der karşısında durmakta olan çınar ağacına;
-Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!…
Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye baslar ağacın yanına varır. Akşehir”liler;
-Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin! diye gülünce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür der.

Kendini çok önemseyenler, yapmayın..
 
 
 

Yazar

Hacettepe Üniversitesi İİBF den başlayan gelişim yolculuğum yurt dışında aldığım uzmanlık eğitimleri ile devam etti. İngiltere South Essex Collage (işletme ve yönetim kursları) ve The Coaching Academy (kurumsal koçluk) ve Oxford Üniversitesi (Liderlik gelişimi ve yönetimi) programlarını tamamladım.

Yorum Yap

Son Yazılarım

İş hayatında yeni nesil
24 Mart 2019
Aday deneyim tasarımı
3 Mart 2019
Değerler ile kurum kültürü yaratmak
10 Şubat 2019

Son Yorumlar

Dinar Mam.

Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye'de uygulanan...

Hülya Mutlu

Bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyorum Hamit Bey

Hamit Kaşıkçı

Hülya Hanım merhaba, Gerçekten bu konuda yazılmış en sade ve derli toplu yazıyı hazırlamışsınız sizi...