Uçakta yanımdaki hanımefendi yol boyunca hiç durmadan şikayet etti. Koltuklardan, ikramdan, klimadan, anonsdan, körüğe yanaşan uçağın neden arka kapısını açmadığından kısacası her şeyden yakındı. Aklıma kronik şikayet etme hastalığı olan bu insanlarla ilgili yazmak fikri geldi bu münasebetten sonra. Onlardan o kadar çok var ki!
Çok tipik yaklaşımları vardır. Nereye yemeğe giderseniz gidin yemek ya tuzludur, ya yağlı onlar için. Hava ya çok sıcaktır ya çok soğuk. Tüm patronlar kötüdür. Şirketlerin hepsi amatördür.  Tamamının  kayınvalidesi sevimsizdir.  Çalışma arkadaşlarının hepsinin tolere edilemeyecek pek çok kusuru vardır. Doğalarına aykırı, bir şeyi yada birini beğenmek. Mükemmeliyetçilikle kronik şikayetçilik birbirine karıştırılmasın, farklıdır.
Şikayetlerini dile getirmeyen birisi değilim, dile getirilmesine hiç karşı değilim. Hatta bir yerde lisanın gelişimine sebep olan şeyin insanoğlunun içinde yatan şikayet etme ihtiyacı olduğunu okumuş ve çok mantıklı bulmuştum. Lakin insanlarda yorgunluk yaratacak boyutlarda yakınan biri olmak büyük handikap.
Bu insanlar şikayet etmekten beslenir hale gelmişler. Onlara yakındıkları bir konu ile ilgili çözüm önerisi sunduğunuzda, ‘’ şunu yaptın mı?’’ ‘’bunu denedin mi?’’ veya ‘’şununla konuştun mu?’’ hemen sizi bunun hiçbir işe yaramayacağına ikna etmeye çalışırlar. Şikayet ettikleri şeyi değiştirmeye hiç niyetleri yoktur.  Haklısın demek de işe yaramaz zira onlar şikayetin sağladığı   ilgiyi seviyorlar haliyle hiçbir şeyin bu yakınma halini kesmesine müsaade etmiyorlar. Onları görmezden gelmek ve şikayetlerini red etmek de işe yaramaz daha yüksek doza başvururlar çünkü illaki ilgi saplantısı içindeler. Hemfikir olmanız da işe yaramaz ‘’ bence de çok ahmak biri’’, ‘’ yemekler gerçekten kötüydü’’ demeniz de çözüm değildir. Yine susmazlar.
Çok sabırlı insanlar bile her türlü oluşumu ve durumu eleştiren bu negatif kişiler karşısında tükenirler. Bu insanlar kendi hayatlarını zindan etmekle kalmaz, yakın çevresindekilerin yaşam enerjilerini ve mutluluklarını sonuna kadar emerler. Bu tarz  insanlarla sürekli birlikte olmaktan başka şansı oylan kişilerde tükenmişlik hali kaçınılmazdır.
Bu insanların ortak özelliği; ‘’şükürsüzlük’’.  Mevcut olanın kıymetini bilmezler. Çok zaman geçirdiğinizde ruhunuzu  hasta ederler. Rehabilite edilmeleri mümkün olmadığı için bunlara ‘’ bu kadar sorunla yaşamak güç olsa gerek, Allah kolaylık versin’’ deyip , tabanları yağlayıp kaçmak lazım. Çünkü asla tavır değiştirme eğilimleri yok, antipatik olduklarının farkında değiller.

Yazar

Hacettepe Üniversitesi İİBF den başlayan gelişim yolculuğum yurt dışında aldığım uzmanlık eğitimleri ile devam etti. İngiltere South Essex Collage (işletme ve yönetim kursları) ve The Coaching Academy (kurumsal koçluk) ve Oxford Üniversitesi (Liderlik gelişimi ve yönetimi) programlarını tamamladım.
1 Yorum
  1. Dinar Mam.

    Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye’de uygulanan Performans Sistemi olabilir mi?
    Türkiye’nin en büyük sıkıntılarından bir tanesi Insan kaynakları ve Insan kaynaklarına verilen önemdir. Bu sebeple sık sık şikayetler geliyor şirketlerde. Bir takım IK yetkilisinin kendini insan sömrüsünün bir parçası olarak görerek, işveren ile çalışan arasında iki yüzlü davranışların ustalığını yapmış gibi gözüken bir ortam da insan haklarına uyum ve riayet beklenemez. Samimiyet ve insaniyet eksikliği temel inanışlarımıza tamamen aykırıdır. Şirketlerde kendilerini daha yüksek gören IK yöneticileri yaptıkları işi kavrayamayan profesyonellikten uzak zavallı insanlar tarafından benimsenmektedir. Ben IK çiyim, herşeyi biliyorum anlayışı ile Bankacılıktan gelen bir IK cinin petrokimya alanında biraz dinlemesi ve o sektör kültürü anlaması ve adapte olması gerekir. IK çalışanlar için bir hizmettir. IK çalışanları temsil eder halbuki Türkiye’de IK anlayışı, sanki bir yöneteymiş gibi, çalışanlara karşı işvereni temsil etmektedir. Bir çoğu şirketin IK politikası oluşturamamış bu anlayıştan yoksun görünmektedir. Hak, adelet ve dürüstlük yerine arkadan konuşarak, bilgi edinme ve ispiyoncu uygulamaları şahsiyet eksikliklerini ortaya koymaktadır. IK çalışanının performansı, samimiyeti (sincerity), profesyonelliği, inandırıcılığı (credibility) ve bütünlüğü (integrity) yaklaşımlarıyla değerlendirilmelidir. İnsanlık açısından düşük yaklaşımlarla, bu meslek başarılı olamaz.
    Benin Socardaki tecrübeme göre, bu meslek tahsili, tecrübesi ve İnsaniyeti eksik kişilerle dolu. İnsan performansı muhasebe hesaplaması gibi ölçülemez. Ancak, senin yarattığın ortama değer katkısı ve sosyal sorumluluk ile ölçülebilir. Bu ölçeği kullanabilmek için; yakın çalışarak, çalışanın psikolojisini ve motivasyonu iyi anlayıp dürüstçe değerlendirmek gerekir.
    Bence ülkemizde, torpil, adam kayırma, nepotism gibi düşük karekterli faaliyetlerin hakim olduğu bu saygıdeğer meslek kolu, kendilerini yeniden yapılandırarak, diğer çalışanlar arasında gerçek değerlerine erişebileceklerden.
    Eğer kalkınmamız için en önemli bu kaynağa yaklaşımımızı yenilemez, sosyal sorumluluğu tam benimseyerek, o istek dolu hareketli ortamı insancıl yaklaşımlarla yaratamaz isek, şirket ve toplum olarak ilerlemek söz konusu olamaz.

Yorum Yap

Son Yazılarım

İş hayatında yeni nesil
24 Mart 2019
Aday deneyim tasarımı
3 Mart 2019
Değerler ile kurum kültürü yaratmak
10 Şubat 2019

Son Yorumlar

Dinar Mam.

Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye'de uygulanan...

Hülya Mutlu

Bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyorum Hamit Bey

Hamit Kaşıkçı

Hülya Hanım merhaba, Gerçekten bu konuda yazılmış en sade ve derli toplu yazıyı hazırlamışsınız sizi...