Çocukları mutsuz eden 5 yaklaşım

Gerek iş yaşamında gerek sosyal hayat içinde giderek mutsuzlaşan bir kuşağın hızla yetiştiğini görüyorum. Çocuğa ilgi ve alakanın yoğunlaştığı bu dönemde bu çocukların mutsuzluk kaderi de yine anne babaları tarafından yazılıyor. Çocukların yaşadığı beş mağduriyeti yazmak istedim.

Prof Dr Engin Gençtan, İnsan olmak kitabına girizgah yaparken; ‘’Burada yazdıklarımı okurken çoğunuz hiç üzerinize alınmayacaksınız, bu davranış şu arkadaşımda var, şu falancanın çocuğu gibi diyeceksiniz. Oysa çoğunda kendinizden çok şey var, öyle okursanız daha çok istifade edersiniz’’ diyor. Ben de bu yazıyı okurken objektif düşünmenizi öneririm. Zira çocuklar mutlu ve müreffeh bir ülke için en önemli varlıklarımız. Onların mutsuzluğunun müsebbibi olmak arzu edilmeyen bir durumdur.

1.MÜKEMMELİYETÇİLİK MAĞDURU ÇOCUKLAR:

İnsanların objektif olmadıkları ortak konuların başında çocuklarının zekası ve kapasitesi geliyor. Çoğunluk kendisini çocukların başarısı üzerinden gerçekleştirmek istiyor. Herkesin çocuğunun zeki olma imkanı yok. Bu gerçekle barışmak çocukların mutlu olması açısından çok önemli. Bir çocuğun değerini neden onun zekası ve okul başarısı belirliyor? Niçin yaş ve kapasitesinin üzerinde beklentiye giriliyor? Mesela, çocukların güzel sanatlara olan eğilimi; ‘’Sanat ikinci işi olsun, aç kalır’’ savunmasıyla kabul görmez. Anne ve babalar çocuklarının kusursuz olmasını bekliyor. Bazı anne babalarda mükemmeliyetçilik öyle takıntı olmuş ki çocukların çocuksu tavırlarına bile tahammül edemiyor ve yetişkin gibi davranmasını istiyorlar. Bu çocukların son durumu; beklentiyi karşılamayınca önce kendi gözünde değersizleşme, sonra girişimcilik ve çaba güçlerini yitirmek oluyor. Ben böyle baskıcı, beklentisi çok yüksek aile ortamında büyümüş insanları iş hayatında hemen tanıyorum. Çoğu insanın nefretini kazanmış bu hırslı ve hep başarmaya odaklanmış insanlara karşı bendeki duygu acıma oluyor. Çocukluğu ile ailesinin mükemmeliyetçiliği arasına sıkışıp kalmış bu insanlar mutsuz oluyor ve mutsuz ediyor. Her davranışlarında hala ailedeki otorite figürü kimse onun onayını alma duygusu hakim oluyor. Hatta ebeveyn ölmüş bile olsa, ‘’acaba babam bunu ister miydi, bu kadar başarılı olduğumu görse şaşırır mıydı’’ gibi kendi isteklerini ve düşündüklerini hep erteleme ve o mükemmeliyetçi, hiç takdir etmeyen figürden onay alma duygusu belirleyici oluyor.

2.HOŞGÖRÜ VE KURALSIZLIK MAĞDURU ÇOCUKLAR:

Amerikalılar; ‘’Çocuklarınızı çok seviyorsanız, çocuklarınızı çok sevmeyin’’ der. Aşırı sevginin olduğu, hiçbir kuralın bulunmadığı, sınırların çizilmediği ve çocuğun her isteğinin yerine getirildiği ebeveyn yaklaşımıdır. İsteklerini erteleyemeyen bu çocuklar herkesten kendilerine hizmet bekliyor ve ret edilmeye, hayır cevabına tahammülü olmuyor. Obezitenin bu denli yaygınlaşması da kuralsızlık ile açıklanabilir, ne isterse onu yiyebiliyor çocuklar. Dışarıda öyle bir dünya olmadığı için çok yıpranıyor ve insanları çok yoruyorlar. Bu çocuklar, okul yıllarında ve iş hayatlarında hiç negatif geri bildirim almak istemiyor ve fazla kibirli oluyorlar. Sabırsız oluşları, gereksiz gururları ve ertelenemeyen hazları nedeniyle yakın çevrelerinin sevgisi kazanmak konusunda son derece başarısız oluyorlar. İşin ilginci, kendilerini böyle sevgiye boğan ailelerine de sevgileri az ve tahammülleri sınırlı oluyor. Genel davranışları anne babayı sık sık azarlamak oluyor.

3.KORUYUCULUK MAĞDURU ÇOCUKLAR:

Kendi ailesinden ilgi görmemiş ebeveynlerin çoğu, bunu benim çocuğum yaşamasın duygusu ile çocuklarını bu değersizlik duygularının kurbanı ediyorlar. Bu, aşırı koruyuculuk ve çocuğun temel kişisel ihtiyaçlarını, yaşına bakmadan karşılama tavrı daha çok annelerde oluyor. Bir eğitimci arkadaşım; 13-14 yaşına gelmiş, -kendilerini yaralarlar diye- henüz eline hiç bıçak almamış çocukların olduğunu söyledi. Başına bir şey gelecek diye yalnız başına iş yapmalarına müsaade edilmeyen bu çocuklar yaşamı devam ettirmek konusundaki temel becerileri dahi kazanamıyorlar. 15 yaşına gelmiş çocuğun önüne tepsiyle yemeği koyup, ye diye ısrar etmek normal mi? Aşırı sevginin olduğu ve sorumluluğun hiç olmadığı ortamda yetişen bu çocukların çantası hazırlanır, kıyafetleri organize edilir, ödevleri bile yapılır. Üniversiteye gidince de anneleri gider, evlerini temizler, yemeklerini yapar hatta nasıl yiyeceğini de tarif eder. Sorarsanız hepsinin çok geçerli mazeretleri vardır. Sofrada beş çeşit yemek varken, makarna diye tutturan çocuğa hemen makarna yapıp koyan anne bir bilse yaptığı kötülüğü. Ailede bu bağımlılık duygusuyla büyüyen çocuklar yetişkin yaşamlarında aynı şekilde bağımlı olabilecekleri, kendilerine hizmet edecek arkadaşlar, sevgililer ve eşler arıyorlar. Bulamayınca çok mutsuz oluyorlar. Bu profilin çalışma süreleri çok kısa ve iş hayatında tutunma sorunları oluyor. Ayrıca becerilerini ortaya çıkarmaları çok engellendiği için çoğu potansiyelini hiç kullanamıyor.

4. MUTSUZLUK MAĞDURU ÇOCUKLAR:

İnsanlar çocuklarını çok seviyor ama çocuğun en ihtiyaç duyduğu şeyin birbirini seven ve saygılı anne baba olduğunu unutuyor. Sürekli çatışılan, stres ve gerginliğin çok olduğu ev ortamı çocuğun ruhsal gelişimine ciddi yan etkiler yapıyor. Yetişkin yaşamında kaygı bozukluğu olan kişilerin çoğunun çocukluğunda anlaşamayan ebeveyn hikayesi vardır. Anlaşamadıkları evliliklerinde çocuklar için boşanmayan insanlar acaba birlikte kalarak çocukların tüm hayatını daha çok tahrip ediyor olabilir mi? Birlikte sürekli kavga eden bir anne baba mı yoksa ayrı ama dengede giden bir ilişki mi daha sağlıklı. Evdeki şiddetli kavgalar, aşağılamalar bir ömür boyu unutulmuyor. Zihninde en güvendiğin iki kişi sürekli çatışırsa nasıl mutlu olursun? Ve mutluluğu görmeyen çocuk yetişkin yaşamında da mutlu etmeyi bilmiyor. Mutsuz ailenin çocuğu mutlu edemiyor.

5. İLGİSİZLİK MAĞDURU ÇOCUKLAR:

Benim en çok üzüldüğüm çocuklar ilgisiz ve sevgisiz bırakılmış çocuklar. Anne babanın hep başka ihtiyaç ve öncelikleri oluyor. Bu öncelik bazen iş, bazen başka bir ilişki bazense kendine aşırı düşkünlük oluyor. Sevgisiz büyümüş bireylerin çoğaldığı bir toplum bir faciaya doğru ilerler. İnsanlığa çok zarar veriş çoğu insanın özelliği sevgisiz ve ilgisiz büyümek. İlgi ve sevgi için yalvaran bir çocuğunuz varsa acımasız olduğunuz söylenebilir. Çünkü bir çocuğun sevgiye, ilgiye, dokunulmaya, öpülmeye ve koklanmaya çok ihtiyacı vardır.

Yazar

Hacettepe Üniversitesi İİBF den başlayan gelişim yolculuğum yurt dışında aldığım uzmanlık eğitimleri ile devam etti. İngiltere South Essex Collage (işletme ve yönetim kursları) ve The Coaching Academy (kurumsal koçluk) ve Oxford Üniversitesi (Liderlik gelişimi ve yönetimi) programlarını tamamladım.

Yorum Yap

Son Yazılarım

İş hayatında yeni nesil
24 Mart 2019
Aday deneyim tasarımı
3 Mart 2019
Değerler ile kurum kültürü yaratmak
10 Şubat 2019

Son Yorumlar

Dinar Mam.

Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye'de uygulanan...

Hülya Mutlu

Bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyorum Hamit Bey

Hamit Kaşıkçı

Hülya Hanım merhaba, Gerçekten bu konuda yazılmış en sade ve derli toplu yazıyı hazırlamışsınız sizi...