Sosyal Zeka ve Duygusal Zeka Nedir?

Esra Ertekin Gülbay, “Değerler”, “Sosyal Zeka” ve “Duygusal Zeka” kavramlarını aşağıdaki gibi ele alır:

Değerlerimizi nasıl buluruz? Ya da neden bulmalıyız?

Değerler, doğduğumuz zamandan itibaren birlikte yaşadığımız çevremizle, ailemizle birlikte şekilleniyor fakat biz zaman içerisinde bunları ahlakla da karıştırabiliyoruz. Ahlak ise, aslında doğduğumuz çevrede kabul görmüş, iyi ya da kötü olarak değerlendirilen ve düşünülen olgular. Oysaki değerlerimiz bizi biz yapan şeyler; bizim hayata bakış açımızı, felsefemizi, duruşumuzu, köşelerimizi belirleyen ve asla vazgeçmeyeceğimiz, asla vazgeçmek istemediğimiz şeyler. Hayatımızın en önemli, aslında mihenk taşı, doğru değerleri yerine koymak.

Bu değerleri yerine koymak ne işe yarıyor?

İş hayatımız için kariyerimizde ilerleyeceğimiz yolculuğu belirlememizi sağlıyor. Özel hayatımızda insanlarla kuracağımız ilişkileri belirliyor. İnsanları değerlendirirken, onları belli kutucuklara yerleştirirken aslında kafamızda değerlerimiz çok önemli yer teşkil ediyor. Duygusal dayanıklılık açısından çok önemli, çünkü yol üzerinde giderken aslında değerler bizim pusulamız.

Bu değerler oturmuş olursa yol haritanızda kaybolmuyorsunuz, onlar elimizde tuttuğumuz fener gibi bizi aydınlatıyor, bize ışık tutuyorlar.

Değerlerimizin farkına varmak için:

  1. Değerler listesi alacağız (her yerde bulunabilir), okurken kendimize yakın bulduğumuz, kendimizi en rahat hissettiğimiz, davranışlarımıza en fazla uyanları işaretleyeceğiz.
  2. Rol model aldığımız, ilham aldığımız 5-6 kişinin hangi özelliğinden etkileniyoruz kendimize sormalıyız? Onları neden rol model olarak belirledik? Bu sorulara verilecek cevapları öne çıkarttığımız zaman birçoğunun değerlerle ilintili olduğunu göreceğiz ve birçoğunu oluşturuyor olacağız.
  3. Hangi davranışlarımız bizi nasıl etkiliyor? Bir deneyim gözden geçirmesi yapmalıyız. Hangi olaylardan nasıl etkileniyoruz? Kendi duygularımızın farkına vararak değerlerimizle yüzleşmemiz mümkün.

Albert Camus’un ”Veba” isimli kitabında, değerlerin insanlar tarafından doğru belirlenmemesi halinde nasıl çıkar çatışmasına dönüşebileceğine ilişkin çok güzel örnekler veriliyor. Çünkü değerlerimiz, bizim sadece kendi menfaatlerimiz doğrultusunda belirlediğimiz şeyler olmamalı. Değerler aynı zamanda toplumsal değerlere de hizmet eden, toplumla birlikte kendimizi ortaya koyabileceğimiz, varlık gösterebileceğimiz alanları da içermeli. Öncelikle evrensel değerlere odaklanmak çok daha değerli gibi görünüyor.

Sosyal zeka ve duygusal zeka nedir?

Sosyal zeka, insanların birbirini etkileme, manipüle etme sanatı değildir.

Sosyal zeka, toplumla birlikte kendi varlığımızı, duygusal zekamızı ortaya koyduğumuz; pozitif ivmelenen bir iş çıkarmamızla birlikte ortaya koyduğumuz bir zeka. Doğal olarak çıktısının pozitif oluyor olması çok önemli.

Bir kişinin sosyal zekasının olması yeterli değildir. Sosyal zeka aslında toplumsal bir oluşumdur, duygusal zekadan en büyük farkı budur.

Duygusal zeka insanların performanslarını büyük ölçüde etkiliyor.

Duygusal zeka, bir bireyin kendinin farkına varması, vardığı farkındalıkla kendini yönetmesi, çevrenin farkına varması ve çevreyi yönetiyor olması iken; sosyal zeka, karşılıklı etkileşimle ortaya çıkan bir zeka olgusuyla vücut buluyor ve doğal olarak da hep birlikte geliştirmemiz gereken bir olgu. Üzerinde bir parça toplum olarak çalışıyor olmak gerekiyor.

Sosyal zekası yüksek olan insanların özellikleri:

İçine kapanık kişiler değillerdir, duygu ve düşüncelerini ifade etme konusunda rahat, başkalarının düşüncelerini önemseyen, iyi birer takım oyuncusudurlar. Ortaya mutlaka bir değer yaratma noktasında çalışmalar yapan, sorumluluk alan, insanların birbirini etkilemesine pozitif katkı sağlayan kişilerdir.

Takımla birlikte hareket ederler, toplumun yaşam kalitesini yükseltmede katkıda bulunurlar. Herkes onların etrafında olmak ister, sabah onların yüzünü görmek, onların olduğu sosyal ortamlarda olmak hepimizin ilgisini çeker. Enerji kaynağıdırlar, etraflarına pozitif enerji verirler, her zaman çözüm odaklıdırlar. Olayları olduğu gibi kabul edip neden sonuç ilişkisi kurar, insanları yargılamazlar. Anda kalmayı da içinde barındıran, kişilerle ilgili herhangi bir yorumda bulunmadan toplumun içerisinde ve sosyal olarak insanlarla birlikte hareket edebilmeyi önemserler.

Kişiler bu noktada nasıl hizalanabilir?

En güzel şey sormaktır. Kişilerin birilerine soruyor olmaları lazımdır: ”İnsan ilişkilerim nasıl? Dinleme kabiliyetim nasıl?” gibi. Sosyal zekası yüksek olanlar çok iyi araştırmacı gözlemci, çok iyi dinleyicidirler. Kendimizle ilgili sormak, çevremizdekilerin yorumlarını almak ve dinlemek en güzel hizalanma sebebidir.

Karşımızdaki bizi ne kadar algılıyorsa, ne kadar hissediyorsa biz aslında o kadarız.

Geri bildirim almak, vermeyi öğrenmek için de çok önemli bir aşamadır.

Esra Ertekin Gülbay, “Etkili Dinleme” konusunu aşağıdaki gibi ele alır:

Etkili dinleyebilmek için neler yapmalıyız?

Dinlemenin arkasındaki en önemli mesele egodur. Biz egomuzu, bireysel kimliğimize verdiğimiz değeri çok yüksek safhada tutarsak ve o egoyu bastıramazsak eğer, karşımızdakini de etkili dinleyemeyiz. Aslında dinleme, bildiğini unutma sanatıdır.

Dinlerken zihni durdurabilmek çok önemlidir. Kendi egonuzu bastırarak ve karşınızdakinin söylediğini merak ederek çok iyi bir dinleyici olabiliyorsunuz. Bu konuda bir takım egzersizler de var. Bir konu belirleyip, o konuyu bir kişiye sorup kendimizi gerçekten etkin, efektif dinleme konusunda zorlamak, konuşma bittikten sonra ben bu konuşmanın neticesinde ne aldım, aklımda ne kaldı, zihnimde ne kaldı gibi sorular sormalıyız kendimize. Dinlerken zihni durdurabilmek çok önemli bir meziyettir. Dinlemeden karar vermek ve değerlendirmek mümkün değildir.

İyi bir dinleyici olmak karar vermek açısından da önemlidir. Karar vermenin en önemli dinamiklerinden bir tanesi de doğru dinlemektir. İyi dinleyici olmak ilişkilerimizi de düzene sokan bir şeydir. Dinlemenin özü aslında çok kıymetli ve değerlidir. Bol bol egzersiz yapmalıyız. O günün akşamı çetelesini tutarsak kimlerle ne konuştuk ve ne kadar iyi dinledik diye kendimize dönüp bir bakabilirsek kendimizi zorlayabilir, geliştirebiliriz. İyi bir dinleyici olabiliriz. Her şeyi farkındalıkla yaşamak lazımdır. Neyin üzerinde çalışmak ve çabalamak istiyorsak onun üzerinde farkındalığımızı arttırmamız ve konsantre olmamız gerekir. Ben biliyorum yanılgısı en büyük düşmanlarımızdandır.

Bazı kişileri çok merakla dinlerken bazı kişileri küçümsediğimiz için iyi dinlemiyoruz, belki ön yargılıyız. Bilgisine, deneyimine, tecrübesine daha fazla güvendiğimiz kişiyi galiba daha iyi dinliyoruz. Bu ön yargılarımızdan kurtuluyor olmamız lazım. İyi dinleyememek her zaman bizden kaynaklanmıyor olabilir, dinleyebilme ile ilgili engel zaman baskısı ve teknolojinin etkisi de olabiliyor.

Sosyal zekası yüksek bir yönetici iş hayatında nasıl davranır?

Çok meraklı, son derece motive edici, destekleyen, kişilerin konuşmasını, fikirlerini söylemesini destekleyen kişilerdir. Öğrenmeye azimli, istekli, hırslı; karşıdaki insana sorma konusunda tetikleyici. Özellikle proje bazlı çalışan şirketlerde çok ihtiyaç duyulan kişilerdir.

Liderliğin çevikliği özellikle kriz dönemlerinde çok önemli. Liderin hızlı ve birçok insanın da fikrini alıp karar veriyor olması, hareket ediyor olması çok önemli.

Bu kişiler ilişkilerini, bu zamana kadar kurdukları bağlantıları güçlendirmiş olmaları sebebiyle bu kriz ortamlarını da çok rahatlıkla yönetebiliyorlar. Hızlı değişimlere, belirsizliklere ayak uydurma adaptasyonu da en fazla gelişen kişiler. Değişiklikler insanda tedirginlik ve kaygı ortamı yaratıyor, kaygı ortamını yönetme konusunda bu kişiler başarılılar.

En önemli ve üstün özellikleri insanları geliştirme noktasında çok başarılı olmaları. Alt ekiplerini, çevrelerini bilgi paylaşımına açık, karşılıklı öğrenmeye çok açık oldukları için öğrenen organizasyonları da oluşturuyorlar.

Motivasyon faktörleri para değil, rahatlıkla işlerini terk edebiliyorlar. Bağlılığı da çok ciddi teşvik ediyorlar, birleştiricilik, bütünleştiricilik özellikleri mevcut, bireysellikten uzaklar.

Mükemmeliyetçiliğin sosyal zekaya etkisi nedir?

Hiç kimsenin mükemmel olması mümkün değildir, beceri ve kabiliyet setlerimiz, beceremediğimiz şeyler mutlaka olacaktır.

Bu mükemmeliyetçilik, kendimizi demoralize etmek noktasına gidiyorsa sosyal ve duygusal zeka açısından tehlikelidir. Çünkü insan, aslında kendisine verdiği değeri başkalarından da bekleyebilmelidir.

Çok mükemmeliyetçi olup yapamadıklarımız, istediğimiz kadar iyi olmayan şeyler ile ilgili kendimizi sürekli bir baskı altında tutarsak, bu kendimizi aşağı çekmemize sebep olur. Bu noktada Esra Ertekin Gülbay, transaksiyonel analizin yaşam pozisyonlarında “Ben Ok’im-Sen OK’sin-Thomas A. Harris” kitabını tavsiye etmiştir.

“Ben ok’im-Sen ok’sin” yani, ben kendimi olduğu gibi kabul ediyorum, başkalarını da olduğu gibi kabul ediyorum. Doğal olarak bu kabulle birlikte bu kazançla hareket etmek gerekiyor.

Ayrıca, dengenin bu hayatta çok önemli olduğunun ve her şeyi optimize etmemiz gerektiğinin altını çizerek “Optimum Denge Modeli (Bilmek-Yapa-bilmek-Olmak)-Tamer Dövücü” kitabını tavsiye etmiştir.

Değerli katılımcımızın son olarak kitap önerileri:

  • IKIGAI – Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı (Hector Garcia , Francesc Miralles)
  • Sorularınız Değişirse Hayatınız Değişir-Dr. Marilee Adams
  • Akıllı Bir Kalple Duygusal Okuryazarlık-Claude Steiner
  • Diyalog ve Birlikte Düşünme Sanatı-William Isaacs
  • Güç ve Sevgi-Adam Kahane

İki çizgi film tavsiyesi:

  • Ferdinand
  • Ters Yüz (Inside Out)-Duyguların Dünyası

Zor insanlarla nasıl başa çıkılır?

Hiçbir insan zor değildir. Bizden farklı düşünen, farklı geçmişi olan yaşanmışlığı farklı olan insanlar vardır, böyle düşünmek gerekir.

İlişki kurmaya çalışmaktan önce, onları anlamaya çalışmak gereklidir. Gerçekten hikayesi nedir? Bu hikayesi içinde o kişinin zor biri olmadığını kabul ederek başlamalıyız. Kabulle başladığınız her şeyde bir yol haritası çizmek mümkündür. Kendi zihnimizi olumsuzluklarla beslememeliyiz. Farklı bir deneyim, farklı bir tecrübeye sahip kişi olarak nitelendirmek, böyle kodlamak iletişimi güçlendirdiğimizde bize sağlayacağı faydaları ne olacak, buraya nasıl giderim bu yolu nasıl bulurum gibi soruları düşünmek ve kafada formatı değiştirmek lazımdır.

Zor insan yoktur.

Yazan: Arzu TEMİZALAN UÇAR

Kaynak:

“Hülya Mutlu ile Tam Üstüne Bastın – Konuk Esra Ertekin Gülbay – 30.05.2021

https://www.youtube.com/watch?v=ovIKBYzXTGg

Yazar

Hacettepe Üniversitesi İİBF den başlayan gelişim yolculuğum yurt dışında aldığım uzmanlık eğitimleri ile devam etti. İngiltere South Essex Collage (işletme ve yönetim kursları) ve The Coaching Academy (kurumsal koçluk) ve Oxford Üniversitesi (Liderlik gelişimi ve yönetimi) programlarını tamamladım.

Yorum Yap

Kategoriler

Son Yazılarım

Duygusal Zeka ve Kendini Değerlendirme Testi
21 Ekim 2021
Uyku Sorunlarını Nasıl Çözeriz?
20 Ekim 2021
4 Film ile Psikolojik Sermayenin 4 Boyutu
13 Ekim 2021

Son Yorumlar

Leyla

Kaleminize sağlık arkadaşlar.her şey Zihnimizdeki otomatik pilotu fark etmemizle başlıyor.

Resul Korkmaz

Hülya Hanım merhaba. Aksa için verdiğiniz Liderlik eğitimi ile ve bu makaleyi okuyunca ilk aklıma...

Dinar Mam.

Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye'de uygulanan...