İşimden dolayı şu ana kadar binlerce kuruma gitme imkanım oldu. Çoğunluğu özel sektör kuruluşu olmakla birlikte aralarında kamu kuruluşları, dernekler, üniversiteler, birlikler vb  var. Çok ilgimi çeken ortak bir nokta var. İnsanlar çalıştıkları yerlerle hep kavgalı, hep küskün. Kamuda çalışan memnuniyetsiz özelde çalışan full mutsuz, ‘’Ahh bir devlet memuru olsaydım’’ der yakınır. İşimi, şirketimi çok seviyorum diyen neredeyse  hiç mi çıkmaz? Geçen hafta tanıştığım Avusturalyalı bir genç kadına ‘’ne iş yapıyorsunuz?’’ diye sordum ve cevabı  ‘’ Sosyal medya yönetim uzmanıyım, harika bir işim ve şahane bir patronum var’’. Ben sadece ne iş yaptığını sormuştum oysa. Bu cevap bizdeki durumu bir kere daha düşünmeme sebep oldu. Bir yerde bir mutsuzluk varsa bu mutluğum müsebbibi olan paydaşlar da vardır. İş hayatındaki mutsuzluğumuzun paydaşları kim? Tüm hata kötü yönetilen şirketlerde, yorucu ve tatmin etmeyen işlerde  ve tabi patronlarda mı? Çalışanın hiç mi kabahati yok?  Kronik iş mutsuzlarını sevmiyorum ve samimiyetsiz buluyorum zira hem para kazanmak isteyip hem bila istisna her şeyden yakınan tipler. Onları tanımak çok kolay tipik yaklaşımları ve söylemleri vardır;

 

  • İşimi yapar; paramı alır giderim der, sahiplenmezler.
  • İşleri karmaşık hale getirir, yalınlıktan uzaklaştırırlar. Çözmeyi sevmez bilakis sorun çıkınca mutlu olurlar.
  • Yönetici pozisyonda olanları yöneticilik kisvesi altında koltuğa yapışıp süreçten ve ekipten kopar.
  • İkide bir , ‘şapkamı alır giderim, istifa ederim’ derler, ama nedense hiçbir yere gitmezler.
  • Patronun adamı kimliğine bürünüp konfor alanı yaratırlar.
  • İpek kravat- mendil takıp, görüntü var ses yok algısı yaratırlar.
  • Havalı ve jargonlu konuşup, iş üretmez  ve show yaparlar.
  • Sürekli sistemi, işleyişi eleştirir ama kılını kıpırdatmazlar.
  • Ağzınla kuş tutsan bu yönetime-patrona  yaranamazsın modundan çıkamazlar.
  • ‘’Çalış.. Çalış.. Madalya mı takacaklar? ‘’söylemine bayılırlar.
  • ‘’Şu üç günlük dünyada uğraşmaya değmez’’ deyip çalışanı da caydırmaya çalışırlar.
  • Ne yani.. Gülersem daha fazla mı para verecekler gibi iletişimsizliklerini makul gösterme yaklaşımları vardır.
  • Pazartesi gelmesin, hafta sonu bitmesin lafları hiç bitmez.
  • Maaş her daim az, iş ise  çoktur onlar için.

Kabahat hep çalışanda ve onun bakış açısında mı derseniz elbette hayır, çalışana kendini iyi hissettiremeyen sistemlerdeki kabahat ayrı bir yazının konusu. Bence bizdeki temel sorun insanlar para kazanmak isterken çalışmak istemiyor. Birey değişince dünya değişir, herkes bakış açısını,davranışlarını ve söylemlerini düzeltirse kolektif bir iyileşme olur ve Türkiye nin buna çok ihtiyacı var.

 

 

Yazar

Hacettepe Üniversitesi İİBF den başlayan gelişim yolculuğum yurt dışında aldığım uzmanlık eğitimleri ile devam etti. İngiltere South Essex Collage (işletme ve yönetim kursları) ve The Coaching Academy (kurumsal koçluk) ve Oxford Üniversitesi (Liderlik gelişimi ve yönetimi) programlarını tamamladım.

Yorum Yap

Son Yazılarım

İş hayatında yeni nesil
24 Mart 2019
Aday deneyim tasarımı
3 Mart 2019
Değerler ile kurum kültürü yaratmak
10 Şubat 2019

Son Yorumlar

Dinar Mam.

Sabırlı olmak gerek. Şükürsüzlük bir sebep, insanları bezdiren bir diğeride, Insan Kaynakları için Türkiye'de uygulanan...

Hülya Mutlu

Bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyorum Hamit Bey

Hamit Kaşıkçı

Hülya Hanım merhaba, Gerçekten bu konuda yazılmış en sade ve derli toplu yazıyı hazırlamışsınız sizi...