İnsan çok eski çağlardan beri mutluluğun peşinde. Nasıl daha mutlu olurum? Neden mutsuzum? Niçin bazıları hep mutlu? soruları insanın gündemini fazlasıyla meşgul etmiş.
Harward Üniversitesi, dünyanın en uzun araştırmalarından birisi olarak bilim literatürüne geçmeyi başarmış, 75 yıllık bir araştırma olan “The Grand Study” çalışması ile mutluluğun sırrını çözmeye çalışmış.
1938 yılında başlayan araştırmada beden ve ruh sağlığı yerinde olan 268 erkek üniversite öğrencisi seçilmiş. 1940 yılında bu çalışmaya paralel yürütülen “The Gluek Study” deneyi için ise 456 denek daha seçilmiş. Bu 456 denek, Harvard’lı yaşıtları ile mukayese edildiklerinde daha orta sınıfa mensup, Boston’da yaşayan gelir seviyesi düşük ailelerin çocuklarından seçilmiş. Şu an çalışmaya katılanların sadece 19 tanesi hala yaşıyor. Suikasta kurban giden eski Amerikan başkanı John F. Kennedy de Harvard’da bir öğrenci iken bu deneye gönüllü katılan kişilerden birisi. Çalışmada hiç kadın olmayışının nedeni ise çalışmanın yapıldığı okulun bir erkek okulu olması. Toplamı 724 olan bu deneklerin yaşamların izlenerek mutluluğun ve doyumlu bir yaşamın sırları çözülmeye çalışılmış.
Çalışmaya katılan her denek sosyolojik, psikolojik, antropolojik ve fiziksel özellikleri dikkate alınarak çok sayıda teste tabi tutulmuş. Deneklere IQ testleri yapılmış. Aile yapıları ve ailedeki ilişkilerine dair ciddi sorgulamalardan geçmişler. 724 deneğin tamamı gönüllü olarak çalışmayı ömür boyu desteklemişler. 75 yıl boyunca araştırma ‘’mutluluğun formülü nedir’’ sorusuna cevap aramış.
George Vaillant adlı bilim insanı “The Grant Study” deneyini 40 yıl boyunca yönetenlerden birisiydi. Kendisi Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study adlı bir kitap ile bu deneyin sonuçlarını paylaştı. Kitaptan araştırmanın sonuçlarını 10 madde ile derlemeye çalışırsak;
1. Araştırma, berbat bir çocukluğun iyileşmesinin mümkün olduğunu teyit ederken, mutlu bir çocukluğun anılarının da hayat boyu sürecek bir güç kaynağı olduğunu belirtiyor.
2. Evliliklerden memnuniyet 70 yaşından sonra ciddi şekilde artıyor.
3. Düzenli alkol tüketimi insan hayatında oldukça tahrip edici etkilere sahip. En fazla sebebiyet verdiği şey boşanma. Alkol tüketimi çok olanlar hayat boyu depresyondan mustarip. Alkole eşlik eden sigara ise erken yaşta ölümlerin önemli nedenleri arasında yer alıyor.
4. Finansal başarı, akıllı ve zeki olmaktan bağımsız olarak iyi insan ilişkileri kurmakla sağlanıyor. İnsan ilişkilerinde fark yaratan denekler diğerlerine göre yıllık ortalama $141,000 daha fazla kazanmış. Yaşamda en fazla gelirin elde edildiği yıllar 55-60 yaş arası. IQ su 150 üzerinde tespit edilen deneklerin diğerlerine oranla gelirlerinde olumlu bir fark tespit edilmemiş. Yani zeka ve finansal başarı arasında bir bağ kurulamamış.
5. Çalışma, muhafazakar kişilerin liberallere göre seks yapmayı daha erken bıraktığını gösteriyor. Muhafazakar denekler 68 yaşı işaret ederken, liberallerin seks yaşamı 80 lerine kadar devam etmiş.
6. Uzun ve sağlıklı yaşam için proaktif olmanın önemli olduğu tespit edilmiş. Koruyucu tedbirleri almak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, doktor kontrollerini ihmal etmemek uzun ve sıhhatli bir hayat için belirleyici bir etken.
7. Uzun ve sağlıklı bir ömür için sağlam bir genetik ve uzun ömürlü atalarımızın olmasının rolü doyumlu ilişkiler yaşamaktan daha düşük.
8. Çocukluk yıllarında anne ile kurulan pozitif ilişki yaşam sonuna kadar belirleyici etkiye sahip. Çocukken anne ile iletişimi iyi olan denekler, tam tersini yaşayanlara göre yılda yaklaşık $87,000 fazla para kazanmışlar. Annesi ile ilişkisi iyi olanlarda bunama daha az görülmüş. Profesyonel iş yaşamdaki ilişkilerinde de anneleri ile ilişkisi iyi olanlar olumlu fark yaratmış.
9. Kaygı ve korkunun önemli bir kaynağı ise çocukluk yıllarında baba ile kurulan kötü ilişki. Babası ile iyi ilişkiler kuranlar tatil ve eğlence için ayırdıkları zamanları çok daha iyi geçiriyor ve suçluluk duymuyor.
10. Araştırmadan çıkan en net sonuç ise; yaşamdan memnuniyet ve mutluluk için en belirleyici etken; yaşam içinde kurulan kaliteli ilişkiler. Ne sosyo ekonomik durum nede fiziksel hazlar tahmin edildiği gibi mutluluk sağlayıcı değil. Sosyal izolasyon ve mutsuz ilişkiler insanları mutsuz ediyor.
Araştırmacılardan Vaillant, “Empati ya da sağlıklı bağlanma araştırmanın başında kimsenin gündemini çok meşgul eden konular değildi. Fakat anladık ki sağlıklı yaşlanmanın anahtarı ilişkiler, ilişkiler, ilişkiler”
Araştırmadan edindiği derslerden sorulduğunda, Zen Waldinger ise ‘’Her gün meditasyon yapıyorum ve ilişkilerinde daha önce olduğundan çok daha fazla zaman ve enerji harcıyorum’’ demiş.
Yani mutlu olmak için daha zengin olmayı, iyi arabalara binmeyi, şahane evlerde yaşamayı, güzel yada yakışıklı partnerler bulmayı bekleyip, öteleyenler hayatlarından çalıyor. Görünen o ki kalabalık sofralar, bol kahkahalar, dostlarla-aileyle harcanan güzel zamanlar, soysal medya dışındaki sanal olmayan paylaşımlar mutluluk için zaruri. Hemen bugün hayatımızda kimler varsa onlarla güzel ilişkiler kurmaya odaklanmak, tamiri mümkün kırgınları onarmak ve sevdiğimiz birileri için bir şeyler yapmak üzere harekete geçelim.
Mutlu olun ve mutlu kalın.
Kaynaklar:
http://www.hup.harvard.edu
Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study
https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2009/06/what-makes-us-happy/307439/