Yönetmek sanattır

by / Cuma, 07 Kasım 2014 / Published in BLOG, LİDERLİK VE YÖNETİM

Çocukluğumda başka seçenek olmadığı için Pazar konserlerini izleme zaruriyeti ile başlayan klasik müzik sevgim var. Klasik müzik  konserlerinde beni işin içine çeken konu müziğin ötesinde bir şey. Orkestra şefi. Şeflere hep hayran olmuşumdur. İş hayatının yönetsel süreçler kısmında liderlik gelişimi söz konusu olduğunda orkestra şeflerine olan hayranlığım  artı. Orkestra şeflerinin şirket yöneticileri için şahane birer rol model olduklarını düşünüyorum.

Sizce şef olmasa da orkestra elemanları tek başına notlara bakarak bir eseri çalamaz mı? Bir orkestranın, eserleri doğru bir şekilde çalması için mutlaka yönetilmesi gerekir. Bunu da ancak, müziğin idaresini bilen, geniş müzik kültürü olan kişiler başarabilir. Bir şirketin doğru işler üretmesi, karlı olması ve sürdürülebildiği sağlayıp uzun ömürlü olması için de mutlaka doğru yönetilmesi gerekir.

Karmaşık bir eser çalan bazen 60’dan fazla müzisyeni barındıran bir orkestrayı yönetmek hakikaten zor bir iştir. Bu yüzden, şefler mükemmel bir kulağa ve hafızaya sahip olmalarıdır. Genellikle eserleri, hem de her bir çalgı için ayrı ayrı ezberden yönetebilecek yetenektedirler. Şirketi yöneten şefinde sektör ve piyasa bilgisi, işine hakimiyeti ve muhakeme becerisi son derece önemlidir.

Orkestra şeflerinin işlerinin en önemli kısmı provalardadır.    Orkestrayı ‘yanlış çalıyorsunuz’, ‘çok hızlı çalışıyorsunuz’, ‘daha yavaş çalın ‘ şeklinde  geri bildirimler vererek konsere hazırlar. Şirketleri yönetenlerin de sürekli eğitim ve geri bildirim kültürü ile beslenmesi  şarttır. Çıraklığını yapmadığı işin ustalığına soyunan çalışanlar hata yapmaya oldukça açıktır. Çıraklık ve kalfalık döneminde ehil ellerden eğitim ve yönlendirme alan ekipler hızlı ivme ile gelişim gösterirler.
Bir orkestrada çoğu zaman 10 veya 12 çalgı aynı anda farklı notalar çalarlar. Bu yüzden, yönetimin bir an bile yitirilmemesi gerekir. Bir orkestra şefi aynı anda farklı 28 çalgının seslerini ayırt edebilir; dilediği sese yoğunlaşarak onun hatasını görebilir, aynı anda da orkestrayı idare etmeye devam edebilir. Şirket yönetenlerinde aynı anda işletmenin tüm fonksiyonlarına hakim olmaları, operasyon içinde yer almasalar dahi nasıl yöneteceklerini bilmeleri gerekir. Pazarlama, insan kaynakları,üretim,arge, finans, muhasebe, satış sonrası vb tüm fonksiyonların senkronize yönetilmesi ve doğru sesleri çıkarmaları ,beklentileri karşılamaları önemli.

Orkestra şefinin 2 önemli enstrümanı vardır. Birincisi sağ elinde tutuğu bageti (çubuğu) diğeri de boşta kalan sol elidir.  Şefin baget tutan eli müziği bölümleyip ölçüleri belirtir yani gerçek anlamda müziği yönetir. Sol el ise duygu elidir. Örneğin, şef sol elin işaret parmağını dudaklarına götürdüğünde sesin hafiflemesi gerektiğini belirtmiş olur.  Yöneticinin iki önemli ensturumanı ise mantıksal zeka (IQ) ve duygusal zeka (EQ) dur. “IQ sizi okuldan mezun eder, EQ ise hayattan!” lafını çok severim. Tanıma göre EQ duygularınızı ve iletişimi hayatta ne kadar doğru kullandığınızı ölçer. Başkalarının duygularını anlama, yaratıcılık, esneklik, dayanıklılık, stresle mücadele, liderlik vasfı, konsantrasyon, kendinizle ve diğer insanlarla ilişkilerinizle ilgilenir. IQ ise malum, öğrenme ve anlama yeteneğini, mantık yürütme, bilgiyi kullanma, soyut düşünce ve analitik yetenekleri ölçer. Hal böyle olunca iyi yönetmek için  ikisi de elzem oluyor.

Kısacası orkestra şefleri bir esere ruh ve kişilik kazandırırlar. Bu kadar zor işi başardıkları için de alkışın çoğunu orkestra şefleri toplar. Şirketleri yönetenlerde aynı şekilde şirketlere ruh ve kültür kazandırır. Yönetmeyi bilmek önemlidir.

 

Bir cevap yazın

TOP