Cok para harciyorsan, AFFLUENZA var sende

by / Pazartesi, 18 Mayıs 2015 / Published in BLOG, HAYATIN İÇİNDEN

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım aradı; ‘Londra da Oliver James (Unlu bir İngiliz klinik psikolog) in bir sunumu var, senin ilgini çeker, beraber gidelim’ dedi. ‘Konu ne?’ dedim. ‘Affluenza’ dedi. ‘ Affluenza nedir?’ dedim. ‘Yahu sen gel, tam senin ilgini çekecek mevzular’ dedi. Atladım, Londra’ya gittim. Oliver James’i dinledim.

Affluenza; yenilerde tanımlanmış bir sosyal-psikolojik sorun. Toplumda iyi bir yer edinmek, hakkımızdaki algıyı pozitif yönetmek adına, para ile insanlar arasında oluşan patolojik ilişki ve bunun sonucu oluşan tüketme, harcama çılgınlığı. Paranın sizi çok daha kuvvetli, arzu edilir, beğenilir ve saygın yapacağına inanma hali. Para kazanmak ve hesapları kabarık tutmak uğruna her şeyi mubah görme hali. Çok kazanmalısın, sen her şeyin en iyisine layıksın, hayal ettiklerini almalısın tarzı hastalıklı telkinlerden beslenen bir durum.

Uzun zamandır sik sik affluenzayi düşünüyormuşum meğerse. Sistemin, sürekli bizleri yeni şeyler almaya teşvik ettiğinin fazlası ile farkındayım. Bu oyuna gelmemek üzere kendimce çabalıyorum. Bir şeyi satın almak yönünde bir eğilimim oluştuğu anda aklıma okul yıllarında öğrendiğimiz çok temel bilgi gelir oldu; ‘bu bir ihtiyaç mi? yoksa istek mi?’ Tabi, öyle çok dış uyarana maruz bırakılıyoruz ki irade göstermek bir hayli zor. Subliminal mesajlar yönetiyor satın alma davranışlarımızı. ‘Kendini şımart, yoksa kocanız size minicik bir pırlanta kadar değer vermiyor mu? Bunu tak ayrıcalık ol, su parfümle seksi ol, öteki kremle 10 yas gençleş’

Bakiniz, bu yazıyı okuyup gardırobu aşırı yüklemeden çökmek üzere olmayan azdır. Evdeki her bireyin kıyafetlerinden bir mağaza ve ayakkabılarından bir ayakkabıcı açılacak hale gelmiş vaziyette. Etiketi üzerinde, yıllarca dolapta bekleyip sonra bu artık demode diye ıskartaya çıkanlar cabası. Kimin banyosuna girsen kozmetik ürünleri, parfümler ve makyaj malzemelerinden yıkılıyor. Çocukların odası olmuş Toys R Us. Hane mensubu sayısı kadar araba garipsenmiyor. İronik olan ise pareto mantığının burada da çalışıyor olması yani sahip olunanların sadece %20 si etkin kullanılıyor, %80i ziyan. ‘Bugün, alışveriş orucuna giriyorum’ diyen pek çok kişi en az beş yıl sıkıntı çekmeden gayet iyi giyinebilir. Öte yandan, teknoloji ile alakalalı yapılan harcamalar ayrıca dudak uçuklatıyor. Birey başına iki akıllı telefon normalleşti. Maaşının üç kati olan telefon bir cepte, sabah eve gelen haciz tebligatı öteki cepte.

İsraf diz boyu, kaygı bol miktarda, borç gırtlakta ama zevkler ertelenemiyor. ‘Ayyy gözünde bırakmayalım dedik çocuğun, anne babamız bize yapamadı çünkü’ Bırakın gözünde kalsın, özlesin, umut etsin. Ruhen obez yapıyorlar insanlar kendilerini ve sevdiklerini. Ağırlaşıyorlar, mutsuzlaşıyorlar. Köle oluyorlar, köle. Kimin kölesi? ‘Satın al, güzel giyin, iyi arabalara bin’ diyen sistemin kölesi. Bir gün İstanbul trafiğinde giderken arkadaşım ‘yahu millet artık ne kadar lüks araçlara biniyor’ dedi. ‘Onların değil o arabalar, bankaların’ dedim. Bir sure sonra bana ‘ o gün ne kadar doğru bir şey söyledin, hic boyle dusunmemistim’ dedi. Bu oyunun bir parcasi da borclanmayi kolaylastirmak ve tesvik etmek. Ben cocukken, babamin bir borc listesi vardi, her ay basi guncellenirdi. Isteklerimiz hep o listeye paralel otelendigi icin pek hayiflanirdim. Lakin, simdilerde idrak ediyorum; bu ilkel butceleme metodu ne kadar guzelmis. Bir kot etegin alinmasini beklemek, ayakkabinin eskidigine kanaat getirilmesi, ayda bir maas alindiginda TCDD lokalinde yemege gidilmesi. Çok keyifliydi vesselam. Haydi, alin o mutluluklari cebinizdeki plastik kartlarla.

Oliver James ; ‘Bu hastalikli durum toplumun karakteri bozuk bireyler uretmesini fazlasi ile tesvik eder. Her sosyo ekonomik duzeyde kisinin bu illetten muzdarip olmasi mumkundur. Affluenza, cesitli bagimliliklari olan, nevrotik davranisli, yarali pek çok insan yaratir’ dedi.

Semptomlari aldigim notlardan aynen iletiyorum; kendini degersiz hissetme, kronik kaygi, kisisel verimin azalmasi, hayatla ve gelecekle alakali motivasyonu kaybetmek, ozguvenin azalmasi, kendi imkanlarini ve gelirini surekli baskalarininki ile mukayese etmek, asiri materyalizim, fazla tuketim, depresif ruh hali, ihtiyaclari erteleyememe, almak ve tüketmek ugruna yalan soyleme, hirsizlik yapma ve aldatma, zevkleri kontrol edememek, doyumsuzluk, cabuk bikmak, disini guzellestirmeyi icini guzellestirmekten daha çok onemsemek. Insanlarin ne dusundugunu asiri onemsemek, surekli nasil gorunuyorum kaygisi. Isin daha kotusu bu hastaliktan muzdarip olanlar karsisindakini de bu kriterlere gore teraziye koymayi tercih ediyor.

Guzel haber; affluenze tedavi edilebiliyor. Ama her hastalik gibi bu durumda da tedavi evvela hastaligin pencesinde oldugumuzu kabul edis asamasi ile baslar. Dolayisi ile yukaridaki semptomlari kendinizde goruyor iseniz ertelemeyin. Ayrica bulasici bir hastalik oldugu icin de tedavisi geciktirilmemelidir. Profesyonel yardim mi alirsiniz, kendi freninize basip kendinizi terbiyemi edersiniz, secim sizin. Ancak mutlu olmak icin bu tüketme ve parayla hastalikli ilişki ekseninde gelisen durumdan kurtulmak bir zaruriyet.

Aslinda, insanin en cetin imtihani nefsi iledir. Bu sunum boyunca aklimdan nefsin acligi hususu bir an bile gitmedi. Sultan 3.Murat ne der; ‘Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan. Parayi kalbe degil, cebe koyalim.

Not: Pintilik ile planli harcama yapmak arasinda çok ciddi fark vardir, para harcamayip mutsuz olanlar ise ayri bir yazinin konusu.

3 Responses to “Cok para harciyorsan, AFFLUENZA var sende”

  1. Nazmiye says : Cevapla

    Blogunuzu bugün keşfettim ve heyecanla bütün yazılarınızı okuyorum.Teşekkürler iyi çalışmalar Hülya hanım.

  2. sevda says : Cevapla

    Beni kendime getirdiniz teşekkür ederim sizi tesadüf buldum.
    başarılar dilerim süpersiniz 🙂

Bir cevap yazın

TOP