Çalışmayanlara tavsiyeler, çalışanlara tüyolar

by / Pazartesi, 30 Ekim 2017 / Published in BLOG

Rutin iş yapmak zorunda olanlar dışında kendi öz disiplininin umuduna kalmış kişilerde iş yaşamında zaman yönetimi konusunda özensizliğe rastlanması kuvvetle muhtemel. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada iş yaşamındaki korkunç boyutlara ulaşmış verimsizliği anlatmak üzere şöyle bir paylaşım yaptım.

Sabah işe geç kalmak adetten bir kısım çalışan için. Diyelim ki geç gelmedik. Kahvaltı faslımız var. Aaaaa üzerine bir keyif sigarası yakmadan nereye? Bir dakika, hiç aynaya bakmadan çıktım evden ne makyaj ne saç adam gibi bir yarım saatte Eva Herzigova olurum ben. Nihayet oturdum masanın başına saat 10:17 . Aaaaaa o da nesi ablamız bize Türk kahvesi yapmış onu bir sigara ile şenlendirmeyip küstürelim mi? Tamam ya 11:00 bile değil daha. Bak haksızlık etmeyelim tam 1 saat çalıştım, ha yarım saatinde yan masadaki Aygün ün kayın validesi iki aylığına kalmaya gelmiş, morali çok kötüydü onu dinledim, bizim insan kaynaklarının bu işlerde bir şey yaptığı yok. Öğlen yemeği vakti geldi. Ekle bir saatin üzerine 15 dakika fazla da oradan. Geldik ofise 13:30 . Biraz ağırdı yemek, bir de ayran uyku bastırdı. Biraz alışveriş sitelerine bakayım şu ara indirimler yapmış. 5 yıldır bu şirketteyim artık tebdili mekanda ferahlık vardır biraz da iş arayalım . Zaman nasıl geçiyor anlamadım ya 15:00 da toplantı var. Bu nasıl toplantıydı anlamadım. Ne konuşuldu ne karar alındı belli değil, ama kurabiyeler çok tazeydi. 16:30 olmuş bile. Bir annemi arayayım sabahtan beri ne yaptı acaba çocukla, onun da çenesi düştü. 17.00 olmuş. Biraz işlere bakıp 17:30 gibi toparlanmam iyi olacak zira 18:00 de servis kapıda.

Bu yazdıklarım üzerine Yıldız Holding de Operasyonel Mükemmellik Direktörü olan ve süreçlerin verimliliği konusundaki hassasiyeti Endüstri mühendisi olmasından da gelen arkadaşım Sevgili İnan Acılıoğlu http://www.inanacilioglu.com/ yazımın devamına çok değerli katkılar sağladı.

Bir de işleri yetiştirmeye çalışan, daha çok iş çıkarmaya çabalayan ama yetemeyenler de var tabi. Onlar için zamanı daha iyi kullanmak, daha verimli kullanmak için işte 4 tüyo:

1. Sosyal medyadan uzak kalmayın elbet ama biraz mesafe koyun aranıza. Bir günde cep telefonlarına bakma sayımız ortalama 300’ün üzerinde. “Paylaşımım kaç “like” almış”, “Merve ne paylaşmış bakalım”, “Kim ne hikaye koymuş acaba” derken sürekli kontrol ettiğimiz sosyal medya farkına varmadan esir alıyor bizi. Her kontrol ise işimizi bölüyor, odağımızı kaydırıyor, ilgimizi tekrar toplamamız için geçen zaman haybeye gidiyor. Biraz mesafe, daha az kontrol… inanın çok fark sağlıyor.

2. Akşam mesaiye kalmayın, illa ki kalmanız gerekiyor, sabah erkenden gelin. Neden mi? Akşam zaten yorgunsunuz, 5 saat de ek mesaiye kalsanız şişmiş kafanız, düşmüş enerjiniz, acıkmış karnınıza faydası yarım saat bile olmaz. Ve akşam kaldığınız her ek saat, ertesi günden yediğiniz performansınız, enerjiniz aslında. Zamanında çıkıp iş dışı aktivitelerle kafanızı dağıtmanız lazım ki ertesi sabah geldiğinizde gerçek performansınızla çalışabilin. Sabah kimsecikler yokken 1 saat erken geldiğinizde kotardığınız işleri görünce şaşıracaksınız.

3. E-postalara cevap vereceğim diye yarışa girmeyin. Bırakın yağsın mesajlar, hepsine yetişeyim derken iş yapamadığınızı siz de biliyorsunuz. Gün sonuna yakın “konu(subject)” ile sıralayın, son yazılanı okuyun, zaman kazancınız şaşırtıcı olacak. Yöneticiniz gibi akşamı beklemeyecek kişiler için ise ayrı ise e-posta klasörü açıp daha sık kontrol edin, o kadar…

4. Yapılacak listeniz var, elbette. Sıra sıra satırlar… Peki yapılmayacaklar listeniz? Her şeye yetemezsiniz, her şeye yetmeye yeltenirseniz yetersiz kalırsınız… Hep yazıyorum, her şey = hiçbir şey. Faydası düşük, yapması zor olanlardan başlayarak neleri yapmayacağınızı belirleyin, onları ajandanızdan uzak tutun.

Çalışacak zamanları olup da çalışmayan yakınmayı bırakıp işlerine sarılınca, çok çalışıp da yetiştiremeyenler en kıymetli şeyi olan zamanı iyi kullanıp daha verimli çalışınca, daha mutlu bir toplum, daha üretken bir ülke olacağız. Her birimizin bu ülkeye borcu var, hadi o zaman başlayalım.

İnan Acılıoğlu’na bu füzyon yazı için teşekkür ediyor ve İş’te Y kuşağı adlı kitabını da iş yaşamında jenerasyon farklılıkları konusunda okumak isteyenlere öneriyorum. http://www.dr.com.tr/Kitap/Iste-Y-Kusagi/Inan-Acilioglu/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Yonetim-Is-Gelistirme-Kalite/urunno=0000000665929

Bir Cevap Yazın

TOP